Hasan ÖZTÜRK - Çevre Günü ve Edebiyat

Hasan ÖZTÜRK - Çevre Günü ve Edebiyat

( Sayı: 24 ) Haziran 2010


23 Haziran 2010 17:24
font boyutu küçülsün büyüsün


 
Tanpınar, 1958’de yayımlanan Bursa Yangını başlıklı yazısında “Tabiat, insanla birleşince güzeldir” der. Türk edebiyatına Beş Şehir kitabını armağan eden Tanpınar, bugünün popüler çevrecileri arasında tanınmıyor olabilir. Bursa’da Zaman şairi, bizde şehirle kültürü kaynaştıran adamdır, bu bakımdan ondan yararlanmak gerekir.
    Oscar Wilde’in Egoist Dev öyküsünü okuyunca Tanpınar’ın sözünü hatırlamamak olmuyor. İnsansız bir tabiatın/çevrenin sevimsizliği, soğukluğu herhalde Egoist Dev öyküsünde olduğu gibi anlatılabilir. Çocuklar oynamasın diye bahçesinin çevresine yüksek duvarlar yaptırıp duvara da oynamanın yasak olduğunu belirten levhayı astıran egoist devin, sonunda pes edişini görmek umutların henüz tükenmediğine bir işaret sayılabilir.  Umarız, çevreci dostlar Egoist Dev öyküsünü örnek metin olarak çevrelerindekilere okuttururlar.
    Sosyal bilimciler ne derse desin edebî eserler bu ülkede hâlâ lüks metadır. Toplumsal hayatımızın herhangi bir alanı için onlardan yararlanmak bir türlü alışkanlık haline gel(e)medi. Çünkü onların, edebiyat yapmak için yazıldığına dair yavan düşünce belleklere -her nasılsa- oldukça sağlam kazınmış. Alberto Manguel’in dilimize yakın zamanda çevrilen Kelimeler Şehri(YKY, 2009) kitabı, edebiyat eserlerini yeniden gündeme getirsin isterim.  
    Kişisel çıkar alanımızın dışında kalan hemen her nesneyi tahrip etmekten aşırı zevk alanlara Haşim’in Faust’un Mürekkep Lekeleri başlıklı yazını bir okutabilseydik keşke. Falih Rıfkı’nın, Londra ve İstanbul başlıklı yazısı, çevreci olsun olmasın, hepimiz için bir derstir aslında. Unutmayalım; Falih Rıfkı’nın deyişiyle “insanlar bir gün yaratılmış tabiatı görmek için Londra’ya gidecekler ama hiçbir zaman öldürülmüş tabiatı görmek için İstanbul’a gelmeyeceklerdir.” 1720’de Osmanlı Devleti adına Fransa’ya giden Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in Sefaretnâme kitabı da şehir/çevre kültürünün o zamanlarda gözümüzü kamaştırmasının işareti değil midir?
    Son Kuşlar öyküsünü bilmeyenimiz yok gibidir.  Çevrecilerin elifbası sayılabilecek bu öyküsüyle Sait Faik, yaşadığı çevreye ihanet edenlere bir ders de vermiştir. Oradaki çevre katilinin yabancı uyruklu olması hiç de önemli değildir. İnsanın, yaşadığı çevreyle ilişkisini Hişt Hişt öyküsüyle gösteren Sait Faik, Karanfiller ve Domates Suyu’nda insanın tabiata ekleyeceği güzellikleri somutlaştırır. Öykünün kahramanı Kör Mustafa’nın pek çok olumsuzluk karşısındaki direnişi, zaferle sonuçlanan bir çabanın örneğidir.
    Mürdüm erikleri, Mustafa Kutlu’nun meyve kültürümüze armağanıdır desem yeridir. Kutlu’nun pek çok öyküsü bir yana Beyhude Ömrüm, hepimize çok şey öğretecek bir kitaptır. Sait Faik’in Karanfiller ve Domates Suyu öyküsünün bir açılımı olarak gördüğüm bu kitap, toprak severlerce ödüllendirilsin isterdim. Çevreci dostlarımız edebiyat eserlerine yönelmenin sevdasıyla Yeşile Hasret Gözler (Rahmi Özen) adlı romanı da hatırlamış olurlar.
    1972’den beri 5 Haziran çevre günü. Bir gün içersinde şenlikler düzenleniyor, konuşmalar yapılıyor, pankartlar taşınıyor, sloganlar atılıyor, vb... Sanki bütün bunlar, gösteri toplumu oluşumuzun küçük bir işareti olarak yapılmış gibi günün bitişiyle uçuklaşıp yok oluyor. Çevre konusunda üzerinde yaşadığımız dünyaya yeni bir şans verebilmek için edebiyat eserlerinin zengin ve renkli dünyasına gösterişsiz bir yolculuk yapmaya ne dersiniz. Melih Cevdet Anday’ın Düzenli Dünya şiiri pekâlâ yolculuk türkünüz olabilir.

Bayılırım şu düzenli dünyaya
Kışı yazı
Baharı güzü
Gecesi gündüzü sırayla.
Ağaçların kökü içerde
Bütün ağaçların kökü içerde
Dalların başı yukarda
İnsanların aklı başında
Bütün insanların aklı başında
Beş parmak yerli yerinde
Baş işaret orta yüzük serçe.
Diyelim kalksa da serçe
Orta parmağa doğru yürüse
Ne haddine!
Yahut akasyanın biri
Başını toprağa daldırdığı gibi
Bir gezintiye çıksa
Merhaba kestane, merhaba çam
Selâmün aleyküm, aleyküm selâm
Kimsin nesin nerelisin derken
Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden
Bir uğultudur başlar rüzgârda
Kökü dışarda, kökü dışarda...
Yahut ne olur koca bir dağ
Baş aşağı gelsin...
Aman Allah göstermesin.
Bayılırım şu düzenli dünyaya
Altta ölüler
Üstte diriler
Gel keyfim gel!

    Yaşamak, etrafımızdaki şeylerin şuuruna erdikçe bir dua olacaksa bu duaya âmin demeyi birlikte öğrenmemiz gerekmez mi?







Bu haber 822 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (3)
  • Sinan Seyar / 11 Nisan 2011 10:12

    Merhaba

    Hasan hocam nassın
  • erzurum kızı / 23 Aralık 2010 14:02

    dualarım seninle

    bahçeyi bahçeleri ne çok seviyorum biliyormusun.o bahçe kaf dağının tepesinde ben hala eteklerine bile ulaşamadım.nerde benim bahçem.
  • nuray / 6 Ağustos 2010 14:52

    amin

    benim gibi yeşil ve su düşkünü ama hepsinede hasret biri yürekten amin diyor





www.edebiyatufku.net yayın hayatına başlamıştır. Yayınlarımızı edebiyatufku.net adresinden izleyebilirsiniz. .............................................................................................. ŞU ANDA DERGİMİZİN 54.SAYISININ (EYLÜL 2013) KÖŞE YAZILARI YAYINLANMAKTADIR .............................................................................................. .............................................................................................. İletişim: edebiyatufku@gmail.com

En Çok Okunanlar